Kuralsız Bir Dünyada Yaşamak
ÜZEYİR İLBAK
Zigmınt (Ziygmunt) Bauman,
Kuşatılmış Toplum isimli kitabında “Küresel mekân bir hudut boyunun niteliğini
almıştır.” diye yazar. Biyang Çul (Byung-Chul) Han da “Şeffaflık toplumu; bir
güven toplumu değil, kontrol toplumudur.” tespitiyle insanlığa bir uyarıda
bulunur. Bauman küreselleşme hususunda özetle şunları yazar. Küreselleşme
fikrinden çıkan anlam; dünya ve dünyada olup bitenlere bakıldığında
meselelerinin belirsiz, kuralsız ve kendi başına buyruk olgusu olarak
yürürlükte olmasıdır. Küreselleşmeyi dayatan güç merkezinin kontrolsüz, ortak
akıldan yoksun, denetimsiz, uluslararası talep ve ortak akla sağır
olmasıdır.Dünyanın savaş gücünü ellerinde bulunduranlar iş birliği yaptıkları
terör gruplarını birlikte yaşadıkları toplumların felaketi hâline getirdikten
sonra tasfiye etmeye karar verdiğinde; teröristlerle birlikte toplumu ve
toplumun barındığı mekânları topyekûn yok edecek savaş aygıtlarıyla “terör
bölgesi ilan ettiği” yerleri yok etmesidir. Afganistan-Taliban-El-Kaide
konusunda Müslüman dünyanın maruz kaldığı yıkım, tam da böyle bir yıkımdı.
Terör ve terörist güç odaklarının çıkarları istikametinde tarif edildiğinde;
terör ve terörizm birileri için tehlike ve insanlık düşmanı olurken birileri
için de savaşçı ve gerillaya dönüşebiliyor. Güç dengelerinin ve uluslararası
menfaat çetelerinin ihtiyaçları kadar makbul ve korunan terörist ile terör
devleti olduğu açıkça bilinmektedir. Özellikle ABD’nin Rusya ve İsrail
konusundaki ikircikli tavrı tiksindirici boyuttadır. Çoğunluğu kadın ve çocuk
elli bin Filistinliyi soykırıma maruz bırakan İsrail ısrarla korunurken;
“İsrail’in güvenliği” için Yemen aralıksız bombalanırken “Rusya’nın ölçüsüz ve
kontrolsüz” savaşından ve savaş gücünden yakınmak “demokrasi, barış, insanlık
onuru, insan hakları ve hukukun üstünlüğü” gibi kavramların içi
boşaltılmaktadır. Bu manzara karşısında insanlığın yarınına dair umut ve güven
her geçen gün yerini umutsuzluk ve güvensizliğe bırakıyor. Terör ve teröristi
tanımlamak konjonktüreldir ve dönemin çıkar ilişkileriyle ilgilidir.
Emperyalist güçler ihtiyaç hâlinde iş birliği yaptıkları ortaklarıyla sürekli
terör ve terörist tarifini değiştirerek kurguladıkları yeni tarif üzerinden
yaydıkları algıyı, köpürterek gerçekmiş gibi kabul edilmesini sağlayabilirler.
Bunun en tipik örneğine de Irak işgalinde tanıklık ettik. ABD ve İngiltere’nin
“Kimyasal Silah” gerekçesi kabul ettirildi ve bölge naklen yayınlarla işgal
edilerek “koruyup kollamaya ve huzur ikliminde yaşatmayı vadettikleri” Iraklı
milyonu aşan sayılarla ifade edilen Müslüman kadına tecavüz edildi, pek çok
insan katledildi ve tutuklanarak acımasız işkencelere maruz bırakıldı. Ülkenin
müzeleri ve zenginlikleri yağmalanarak götürüldü. Emperyalistler çıkarları için
işbirliği yaptıkları, inanç üzerinden tanımladıkları, finanse ettikleri ve aynı
yatağı paylaştıkları teröristleri Irak’tan Suriye’ye taşıyarak yeni bir terör
bölgesi ilan ettiler ve “stratejik ortakları (!)” Türkiye’nin yarım asırdır
mücadele ettiği terör grup larının adını değiştirerek silahlı bir güce
dönüştürdüler ve Afgan işgalinde aparat olarak
kullandıkları yol arkadaşlarını
yok etmek için cepheye sürdüler. Aldıkları ekonomik riskleri de bölgenin
yeraltı zenginlikleriyle telafi yoluna gittiler. Afganistan dağlarına bırakılan
bombalarla ne yazık ki yeryüzünde barış ve güven tesis edilemedi. İşgal, zulüm
ve soykırım sistematik hâle getirilerek ve Siyonistler nedensiz ve sınırsız
desteklenerek Gazze, Lübnan, Yemen ve İran sistematik bir şekilde tehdit
ediliyor ve bombalanıyor. Bombardıman sırasında yerleşim yerleri, okullar,
camiler, kiliseler, çadırlar… gözetilerek ABD tarafından üretilen insanlık dışı
bombalar kullanılıyor. Siyonistlerin kullanımına verilen yüksek teknolojili
silah sistemleri, akıllı mühimmatlar ve güdümlü bombalar acımasızca çocuk ve
kadınlara soykırım yapmak maksadıyla dünya kamuoyunun gözleri önünde
kullanılmaya devam ediliyor. Özellikle, ABD'nin İsrail'e MOAB (Madır of Al
Bambs -Mother of All Bombs- Tüm Bombaların Anası) olarak nitelenen bombaları
göndereceği de haberlere sızdırıldı. Nükleer olmayan dünyanın bu en güçlü
bombasının Gazze’de kullanılacak bir alanı kaldı mı? Sanmıyorum. Çünkü Gazze,
artık bir moloz yığını! Gökten ateş yağdıran fosfor bombaları ve daha pek çok
mühimmatın kullanımı uluslararası hukuk açısından büyük tartışmalara yol açsa
da ABD destekli Siyonistler kullanmaya devam ediyor. Küreselleşme "tek
taraflı gücü, güç gösterisini, uluslar arası hukuk tanımazlığı ve güçlünün
sömürüsü"nü dayatır. Sürekli zulüm ve hakir görme çılgınlığından beslenen
modern (!) dünya, vahşi ve acımasız teröristini üreterek çatışma alanını
genişletir. İşi bittiğinde derdest edip bir yere kapatır. ABD'nin Guantanamo'su
ıslah edici bir yer olamazdı; çünkü ürettiği suçluları konuşmasınlar diye
kapattığı, işkence ettiği ve akıllarını yitirmelerini sağladığı bir mekândı.
Terör ve isyan Batı sömürü tarihinin hikâyesi ile eş zamanlıdır. Keşifler
çağından günümüze uzanan Afrika, Hindistan, Avustralya, Amerika; Birinci Dünya
Savaşı ile Kuzey Afrika, Orta Doğu, Pakistan-Hindistan … İkinci Dünya Savaşı
sonrası stratejik bir noktada kurdurduğu İsrail'le dünyayı nasıl bir felakete
maruz bıraktıklarını düşünmeye mecburuz artık. Bölge topluluklarının
iradelerini yok sayarak sınırları belirleyen Sayks-Paykot (Sykes-Picot)
Anlaşması'nın sebep olduğu büyük katliam, soykırım, tek taraflı işgal ve ilhak
ortak sona ermeli. Türkiye, birkaç aydır Terörsüz Türkiye söylev ve umuduyla,
ziyaret ve görüşmelerle zaman geçiriyor ve geçen her dakika yeniden bir
kardeşlik, barış, huzur ve yeniden ayağa kalkma konusunda mesai harcıyor.
İstanbul'da Türkçü bir modern zaman aydınının konferansından sonra Bedirhanlar
tarafından kurulan ilk sistematik Kürt hareketi; yine Türkçü bir siyasetçinin
çağrısı ile barışla sonuçlanıyor. Bir yol kazasına uğramadan gerçekleşmesi bu
aziz ülke için Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı'nı birlikte yapan iki kurucu gücün
yeniden bir güç üreterek büyük geleceği inşa edecektir. Zübeyir Yitik ağabey vefat etti. İslami
düşünce ve yayıncılık hayatının önemli isimlerinden biriydi. 1960 sonrası
yayınlanan bütün dergi ve gazetelerde ismine rastlamak mümkün.1974 yılında bir
süre Millî Gazete'yi yönetti. Yeni Devir'de de yazar olarak hizmet eden merhum
ağabeye rahmet olsun. Dil ve Edebiyat dergisi bu sayısından itibaren imkânlar
ölçüsünde dünyadan seslere de yer vermeye gayret edecek. Bu ay ilk örneklerini
yayınladığımız şiirlerle sizleri selamlıyoruz.
Dil Edebiyat Dergisi 198.sayısı
- Ürün Kodu: de06
- Stok Durumu: Stokta var
-
180TL

-228x228.jpg)